İklim Türevleri -I - (Weather Derivatives)
1. Giriş
İşletme yöneticilerinin, elde ettikleri düşük karlar için hava durumunu suçlamaya devam edemeyeceklerini anlamaları, iklim türevlerinin çıkış noktasını oluşturmuştur. İklim türevleri, değişen hava koşullarından işletme faaliyetlerinin etkilenme riskini azaltmak ya da gidermek amacıyla geliştirilmiştir. İklim türevleri hava durumundaki değişikliklere bağlı olarak taraflar arasında bir ödeme sistemini içeren finansal sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerle, işletmeler olumsuz hava koşullarına karşı nakit akımlarını düzenlerler. İklim türevlerinin temel değişkenleri hava sıcaklığı, nem, yağmur veya kar yağışı olmakla birlikte en çok kullanılan temel değişken hava sıcaklığıdır.
İklim türevleri, hava koşullarındaki değişikliklerden kaynaklanan risk nedeniyle faaliyetleri ve kazançları olumsuz etkilenen taraflarca kullanılır. Bunlar arasında enerji, inşaat, altyapı ve sigorta şirketleri, tarım sektörü, eğlence merkezleri, süper market zincirleri, mevsimlik çalışan işletmeler, kar temizleme maliyeti olan şehirler, ısıtma ve soğutma faturası sabit olsun isteyen tüketiciler ve hava koşulları nedeniyle oluşan kötü performansa karşı önlem almak isteyen diğer şirketlerdir. Bunlar arasında hava koşullarından en fazla etkilenen ve hava durumu risk yönetimi konusunun hızla gelişmesine sebep olan sektör enerji sektörüdür. Hava değişikliklerinden kaynaklanan risklere karşı korunma potansiyelinin belirlenebilmesi ve uygun korunma stratejilerinin geliştirilebilmesi için taraflarca öncelikle iklim türevlerinin hangi boyutta bir hava düzensizliğine karşı kullanılacağının bilinmesi gerekmektedir.
İklim türevleri oldukça yakın bir geçmişe sahip olup, piyasalardaki ilk işlem 1997 yılında ABD’de yapılmıştır. İklim türevleri hemen hemen bütün yatırım araçlarından bağımsız olarak, yeni ve çekici bir finansal ürün olarak ortaya çıkmıştır.
Küresel ısınmanın getirdiği iklim değişiklikleri ve enerji, emtia fiyatlarında yükselişlerin sözkonusu olduğu bir ortamda iklim türevlerinin dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir.
2. İklim Türevlerinin Tanımı ve Genel Özellikleri
İklim türevleri, firmaların faaliyetlerini engelleyen ve gelirlerini düşüren iklim risklerini yönetmelerine izin veren, bir dizi kazanç ve maliyet çeşitliliğini de beraberinde getiren bir menkul değer türü olarak ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle, iklim türevleri tahmin edilemeyen hava koşullarının neden olduğu gelir ve harcamalardaki hareketliliği dengede tutmak amacıyla geliştirilmiş araçlardır.
İlk çıktığı yıllarda tezgah üstü piyasalarda işlem görmeye başlayan iklim türevleri, 1999 yılında ABD’de, sözleşmelerin standartlaştırılması ve organize piyasalarda işlem görmeleri için girişimlerde bulunulmuştur. Bu girişimler sonucunda, belirtilen tarihten itibaren Şikago Ticaret Borsasında (CME) ve Avrupa’da LİFFE’de işlem görmeye başlamışlardır. Organize olmuş bu piyasalarda iklim türevleri opsiyon, futures, swap ve tahvil halinde standartlaşmış sözleşmeler olarak dolaşımda bulunmaktadır.
Tezgah üstü piyasalarda işlem gören iklim türevleri diğer türev ürünler gibi esnek olup son kullanıcının istekleri doğrultusunda düzenlenebilir. Bu piyasadaki iklim türevleri tipik hava koşullarına dayalı türevler olabileceği gibi doğal afetlere yönelik de olabilmektedir. Örneğin belirli bir bölgede, belirli şiddette bir deprem, sel ya da volkanik olayların gerçekleşmesi gibi. Doğal afet opsiyonlarında opsiyon alıcısı, ilgili sözleşme çerçevesinde özel bir doğa olayının gerçekleşmesi halinde belirlenmiş seviyede zararla karşılaşılma ihtimali için prim ödemesinde bulunur. Swap şeklinde düzenlenen doğal afet sözleşmelerinde, ön prim ödemesi olmayan ancak sabit oranlı veya değişken oranlı ödemelerin sözkonusu olduğu bir swap yapısı ortaya çıkar.
İklim türevleri ile sigorta sözleşmeleri arasındaki temel fark, sigorta sözleşmesinde hava durumuna bağlı finansal zararların karşılanabilmesi için zarar görüldüğünün kanıtlanması gerektiğidir. Zararın kanıtlanamaması durumunda herhangi bir ödemede bulunulmaz. İklim türevlerinde ise ödemeler, türev sahibinin nasıl ve hangi oranda etkilendiğine bakılmaksızın hava durumunun gerçekleşen sonucuna göre yapılır. Sigorta sözleşmeleri genellikle deprem ve tayfun gibi olağanüstü hava olaylarından korunmak için düzenlenir ve normal hava şartlarındaki anormallikler için kullanılmaz. Buna karşın iklim türevleri hava koşullarındaki herhangi bir değişiklik için oluşturulabilir. Hatta sigorta sözleşmelerinin tersine iyi havaya karşı da önlem almaya olanak sağlar. İklim türevleri piyasasında, örneğin soğuk bir kış mevsiminde kazanç sağlayacak olan bir tarafa karşılık, sıcak bir kış nedeniyle kar edebilecek olan diğer bir taraf vardır. Bu iki taraf iklim türevleri piyasasında birbiriyle karşılaşabilir ve birbirinin risklerini çevreleyen bir sözleşmeye beraberce girebilirler. Bu durum sigorta piyasasında mümkün değildir.
İklim türevleri geleneksel finansal türevlerden çeşitli açılardan farklıdır. Finansal türev ürünler değerleri diğer bazı temel varlıklara bağlı olan finansal ürünlerdir. Bu temel varlıklar da hisse senetleri, tahviller, yabancı para, faiz ve emtia olarak sıralanabilir. Bu anlamda finansal türevler cari piyasada alım satıma konu olan varlıkların uzantısı (türevi) konumundaki finansal araçlardır. İklim türevlerinin bağlı olduğu temel varlık ise hava koşulları olduğundan cari piyasada alınıp satılması sözkonusu değildir. İkinci bir fark, fiyatı hedge etmek için oldukça uygun ama miktarı hedge etmek için uygun olmayan finansal türevlerin tersine, iklim türevleri miktarı hedge etmede yararlı fakat fiyatı hedge etmede yararsızdır. Başka bir deyişle iklim türevleri hava koşullarındaki değişiklikler nedeniyle oluşan miktar değişimlerine karşı koruma sağlar.
İklim türevleri riski düşük getirisi yüksek bir yatırım portföyü oluşturulmasında kullanılabilir. Bu türevlerin, birbiriyle bağlantısı olmayan ve birbirinden farklı hava göstergelerine dayanması, çeşitlendirilmelerine olanak sağlamakta, bu da portföyün riskini azaltmaktadır. İklim türevleri ve ticareti yapılan emtiadan oluşan bir portföy, hava ve emtia fiyatları arasındaki korelasyon nedeniyle düşük riskli yüksek getiri sağlayabilir. Hisse senedi ve tahvillerden oluşan standart bir yatırım portföyünün kapsamında iklim türevi bulundurmakla, portföyün riski iklim türevlerinin olmadığı duruma göre daha az riskli hale gelebilecektir. Bunun nedeni iklim türevleri ile finansal piyasalar arasında bir korelesyon olmayışıdır.
3. İklim Türevlerinin Fiyatlandırılmasında Temel Değişkenler
Finansal türev ürünlerinin fiyatı bağlı oldukları varlığın fiyatına dayanılarak ölçülür. Benzer şekilde, iklim türevlerinin fiyatı da bağlı oldukları varlık olarak kabul edilen hava ölçümleriyle belirlenir. Ölçümün türü iklim sözleşmesinin özelliklerine bağlıdır. Bu ölçümler ısıtma günleri derecesi (Heating Degree Days, HDD), soğutma günleri derecesi (Cooling Degree Days,CDD), belirli bir dönem içinde yağan yağmur ve kar miktarı olabilir. Bunların yanısıra, sıkça kullanılmayan enerji günleri derecesi ve tarım sektörüyle ilgili büyüyen günler derecesi (GDD) gibi diğer ölçümler de vardır. Ancak piyasada dolaşımda bulunan iklim türevlerinin %98-99 oranında hava sıcaklığı ölçümlerine bağlı olduğu tahmin edilmektedir .
Sıcaklığa bağlı olarak alınıp satılan iklim türevleri, günlük derece ölçümleri olan HDD ve CDD ile ilgili sözleşmelerdir. Bir derece günü ise ortalama günlük sıcaklığın önceden belirlenmiş olan bir sıcaklıktan sapma durumunu gösterir. Amerika’da standart taban ısısı 650 F (180 C) olarak kabul edilmiştir. Bunun altında olan derecelerde ısıtma aletlerinin çalışması (HDD), üstünde olan derecelerde ise klimaların, soğutucuların (CDD) çalışması beklenir.
3.1. Günlük Sıcaklık Derecesi
Yukarıda belirtildiği üzere iklim türevlerinde önemli temel değişken sıcaklık ölçüm günüdür. Bunun için maksimum ya da minimum sıcaklık değerleri gibi farklı sıcaklıklar kümülatif olarak dikkate alınır. Toplam soğuk ve sıcak gün sayısı, belirlenmiş zaman dilimindeki tüm günlerin günlük sıcaklık değerlerine bağlı olarak bulunur. Günlük sıcaklık derecesi ise aşağıdaki gibi hesaplanır.

Yukarıdaki formül ‘i’ günü hava sıcaklığı tanımını göstermektedir. Günlük ortalama sıcaklık derecesi Ti, belirli bir hava durumu istasyonunda, ‘i’ gününde ölçülmüş Ti max ve Ti min en yüksek ve en düşük sıcaklığı Celcius olarak (bazan Fahrenheit) gösterir. Günlük ortalama sıcaklık derecesi hesaplandıktan sonra sıcaklık günleri derecesi hesaplanabilir.
3.2. Sıcaklık Derecesi Ölçümleri
HDD ile CDD temel bir sıcaklık düzeyinden, günlük ortalama sıcaklığın farkını ölçer. Bir HDD ortalama günlük sıcaklık derecesinin belirli bir sıcaklık düzeyinin altında kalması durumunda ortaya çıkan derecedir. Bir CDD ise ortalama günlük sıcaklık derecesinin belirli bir sıcaklık düzeyinin üzerinde olması durmunu gösterir. Bu açıklamalara dayanarak :
Günlük HDD=Max (0,Belirlenmiş temel sıcaklık düzeyi – Ortalama günlük sıcaklık)
Günlük CDD=Max (0,Ortalama günlük sıcaklık – Belirlenmiş temel sıcaklık düzeyi)
Formüllerde yer alan temel sıcaklık düzeyi genellikle Fahrenheit olarak 650, Celcius olarak 180 olarak belirlenmiştir. Bu durumda HDD ve CDD’nin belirli bir ‘i’ günü için hesaplanışı aşağıdaki gibi gösterilebilir.

HDD ve CDD belirli bir dönem için hesaplanmak istendiğinde, yalnızca günlük HDD’ler veya CDD’lerin kendi içlerinde birbirine eklenmesi yeterlidir. 7 Günlük bir süre için hesaplanışlarına ilişkin örnek tablolara aşağıda yer verilmiştir. Tablolarda yer alan sıcaklıklar belirli bir coğrafi alanda gözlenmiş ve temel sıcaklık derecesi 650 Fahrenheit olarak alınmıştır.

Sıcaklık bazlı iklim türevlerinin çoğu belirli bir zaman periyodu içinde HDD ve CDD’nin kümülatif toplamına dayanır. Literatürde, bir takvim ayı boyunca günlük HDD ve CDD’nin kümülatif toplamı derece günleri endeksi olarak anılır. Aynı zamanda CME sözleşmeleri olarak da adlandırılan derece günleri endeksi, bu endeksi baz alan futures kontratları ve futures opsiyonları alıp satmayı önerir. Sözkonusu endeks halen 11 Amerikan eyaleti için belirlenmektedir. Kümülatif HDD ve CDD’nin hesaplanışına ilişkin formüller aşağıda yer almaktadır. Formülde yer alan ‘n’ sözleşme dönemindeki gün sayısıdır.

3.3. Riske Maruz Kalma Süreci
İklim türevlerinin bağlı olduğu HDD ve CDD’nin belirlendiği zaman dilimi genellikle bir takvim ayı ya da yaz/kış dönemidir. HDD Sezonu kış aylarında Kasım-Mart dönemini, CDD sezonu ise yaz aylarında Mayıs-Eylül dönemini içerir. Nisan ve Ekim ayları ise “geçiş ayları” olarak belirlenmiştir. Ancak, ele alınan dönemde incelemelerin aylık ya da mevsimlik olarak yapılması veya çalışmaların amacının farklı olması gibi etkenler nedeniyle, yukarıda belirtilen aylarda değişiklik yapıldığı görülmektedir. Örneğin aylık endekslerin incelendiği bir çalışmada kış dönemi için Aralık, Ocak, Şubat ayları, yaz dönemi içinse Haziran, Temmuz, Ağustos ayları riske maruz kalma süreci olarak ele alınmıştır. Gerekçe olarak da bahsedilen ayların yılın en sıcak ve en soğuk ayları olduğu ve bu dönemde riskten korunmaya gerek duyulduğu belirtilmiştir .
4. İklim Türevlerinin Çeşitleri
Dolaşımda bulunan iklim türevlerinin büyük bir çoğunluğu call veya put opsiyonlar, swaplar ya da bunların kombinasyonu şeklindedir. İklim türevlerinde getiriler, önceden belirlenmiş olan ve sözleşmede yer alan HDD veya CDD ile sözleşme dönemi boyunca görülen, gerçekleşen kümülatif HDD veya CDD düzeyleri arasındaki farkın, belirli bir tutar, genellikle her derece günü için 1000 $, ile çarpılmasıyla bulunur. Taraflar arasındaki maksimum getiriyi sınırlandırmak için sözleşmelerde genellikle bir üst limit belirlenmiştir .
4.1. İklim Opsiyonları
İklim türevleri sözleşmelerinde yer alan, önceden belirlenmiş HDD ve CDD’ler, iklim opsiyonlarında kullanım derecesi veya kullanım düzeyi olarak adlandırılabilir. Sözleşmede yer alan bu unsur finansal opsiyonlardaki kullanım fiyatına karşılık gelir.
İklim türevlerinde bir HDD call opsiyonunun alıcısı sözleşmenin başlangıcında satıcıya bir prim öder. Bunun karşılığında, sözleşme süresindeki kümülatif HDD, önceden belirlenmiş olan ve sözleşmede yer alan kullanım derecesinden daha büyükse alıcıya bir ödeme yapılır. Ödeme tutarı kullanım derecesi ve tick büyüklüğü tarafından belirlenir. Tick büyüklüğü, sözleşme süresince kullanım derecesi üzerinde kalan her bir derece günü için call opsiyon sahibinin elde edeceği parasal tutardır . Tick büyüklüğü, en küçük fiyat hareketi genişliği olarak da tanımlanabilir.
Kapsamlı bir iklim opsiyonunda şu parametreler yer alır : Sözleşme çeşidi (call veya put opsiyon), sözleşme dönemi, ilgili endeks tabanı (HDD, CDD), hava sıcaklığı verilerinin elde edildiği resmi hava durumu istasyonu, kullanım derecesi (kullanım düzeyi), tick büyüklüğü, ödenen prim (call ve put opsiyon için), maksimum ödeme (eğer belirlenmişse ) . Üst ödeme limiti belirlenmemiş bir HDD ve CDD call opsiyonu için ödeme tutarları aşağıdadır :

Formüllerde; X = call opsiyonun ödeme tutarı, alfa= tick büyüklüğü, K = kullanım derecesidir. Bir CDD call opsiyonunun sözleşmede belirtilen kullanım derecesi 1000 CDD, tick büyüklüğü 5.000 $ ise opsiyonun ödeme tutarına ilişkin formül aşağıdaki gibi düzenlenebilir.

Call ve put opsiyonları ödemelerine ilişkin formüller aşağıdaki gibi genelleştirilebilir. Formüller HDD iklim opsiyonları için verilmiştir.

Formüllerde yer alan p ( $/DD), bir derece günü için ödeme tutarını belirten tick büyüklüğüdür. Yukarıdaki formüller benzer şekilde CDD call ve put iklim opsiyonları için de düzenlenebilir. Bir iklim call opsiyonunda uzun pozisyonda olan alıcı, bir sezon için belirlenen HDD veya CDD’nin, kullanım derecesi olan K’dan büyük olması durumunda bir getiri sağlar. İklim put opsiyonunda uzun pozisyonda olan alıcı ise bir sezon için belirlenen HDD veya CDD, kullanım derecesi olan K’dan düşükse bir getiri elde eder. Opsiyon ödemeleri için üst sınır belirlenmişse call ve put opsiyonların ödeme tutarlarına ilişkin formüller aşağıdaki gibi düzenlenir.

Formüllerde yer alan ‘h’ Dolar olarak belirlenen maksimum ödeme tutarıdır. Alım satıma konu olan bir iklim opsiyonunun fiyat tablosuna ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir.

Kaynak : Nurgül Chambers 19.06.2008