Elliott Dalga Prensipleri Teknik Analiz Kursu Ders Notları - 1
Gelecek Perspektifi
Geleceği analitik bir yöntemle tahmin etmek mümkün müdür? Soruyu değiştirelim: Gelecekte hangi trendlerin baskın olacağını bilimsel bir yöntemle kestirebilmek mümkün müdür?
Bu sorunun yanıtı analiz yöntemimizle ve temel varsayımlarımızla doğrudan ilişkili.
Her şeyden önce günümüzde finans profesyonellerince yaygın kabul gören Rastsal Yürüyüş Teorisi''ni, Etkin Piyasa Hipotezi''ni ve Lineer Regresyon analizlerini enine boyuna sorgulamak gerekiyor.
Son bir kaç on yıldır Davranışsal Finans alanında yapılan çalışmalar bize "piyasa"nın "sanıldığı kadar" etkin olmadığını, piyasanın psikolojik bir olgu olarak ele alınmasının daha doğru olduğunu gösteriyor. Özellikle 1970''lerden sonra yoğunlaşan kaos araştırmaları da doğadaki düzenliliği ve fractal yapıları bize gösteriyor. (Hava durumu tahminlerindeki bugünkü kesinlik, kaos araştırmalarının bir sonucu) Lineer öteleme tekniklerinin geleceğin bugüne değil, bugünün geleceğe projeksiyonu olduğu ise artık hepimizin malumu. Modern bilim ve deneysel çalışmalar, bize Elliott''ın 1940''larda duyurduğu dalga teorisinin doğruluğunu kanıtlamaya devam ediyor. Ancak daha önemlisi, geçmişte dalga teorisi kullanılarak yapılan tahminler, yeterince açık ve çok fazla tereddüde yer vermeyecek kadar kesin ve tutarlı.
Elliottisyenlerin geleceği nasıl gördüklerinden söz etmeden önce geçmişte yapılmış tahminlerden sadece üçünden söz etmek bile yeterli olacaktır.
Bu tahminlerden ilki, Ralph Nelson Elliott''ın 1941''deki tahminidir:
Elliott, Büyük Buhran''ın ve II Dünya Savaşı''nın bütün yakıcılığı ile devam ettiği 1941 Ağustos''unda elindeki sınırlı verileri inceleyerek şöyle bir tahminde bulunur:
"Bu bitiş (1929 yılından beri devam etmekte olan kriz ve bu krizle beraber ilerleyen borsa düşüşünün bitişini kastediyor), aynı zamanda yeni bir Supercycle dalganın başlangıcını da gösterir. Bu dalga pek çok bakımdan 1857-1929 dönemi ile karşılaştırılabilecek bir Supercycle dalgadır ve 2012 yılına kadar sona ermesi beklenmez."
Henüz bilgisayarların icat edilmediği bir çağda, elle çizilen grafikler üzerinde yaptığı çalışmaların sonucunda Elliott''ın ulaştığı sonuç budur: En az 70 yıl sürecek olan bir Supercycle çıkış dalgası! Tünelin ucunda ışık görülmeyen o günlerde Elliott''ın tahmininin olağanüstü bir tahmin olduğuna şüphe yok. Dahası, bu tahminde Elliott yaşanacak yükseliş dalgasının derecesini Supercycle olarak tespit eder ve dalga yapısında bu dalganın yaklaşık 250 yıllık bir yükseliş dalgasının son aşaması olan (V) olduğunu belirtir. Dalganın hangi kalıpta ilerlemesi gerektiği, Elliott''ın elle çizdiği taslaklarda gösterilmiştir ve bu kalıp, II. Bölüm''de verilen Grafik 2.4''te, daha sonraki on yıllarda oluşacak olan kalıbın ta kendisidir.
İkinci tahmin, 1982 Eylül-1983 Nisan''ında Robert Prechter tarafından yapılan tahmindir. ABD''de yıllardır devam eden enflasyon ve borsa düşüşleri döneminin en sonunda Prechter şu tahminde bulunmuştur:
"... ekonomik denge döneminin ve hisse senedi fiyatlarında büyük yükselişlerin henüz başlamakta olduğunu gösterir. Ulaşılması gereken sonuç, bir boğa piyasasının henüz başladığı ve Ağustos 1982 başlangıcına göre 5 katlık bir yükseliş yaşanabileceğidir."
"... Yatırımcıların kitlesel psikolojisi, manik ölçülere ulaşacaktır. Aynı 1929, 1968 ve 1973 yıllarında olduğu gibi, hatta daha da fazla."
Bu tahmin yapıldığında ABD''de uzun yıllardır devam etmekte olan ekonomik krizin sürdüğünü ve borsa endeksinin 14 yıldır "Magic 1000" olarak bilinen seviyeyi geçemediğini belirtelim. Tahminin yapılmasından sadece 10 yıl sonra borsa endeksleri 5 katlık yükselişleri gerçekleştirmiş, yükseliş bu seviyelerde de durmayarak 1982 yılına göre 10 kat değerlenmeyi sürdürmüştür. Bugün hangi ölçüt baz alınırsa alınsın, ulaşılan seviyeler aşırı pahalı seviyelerdir ve bu yükseliş, arkasına olağanüstü büyük bir kitlesel katılımı alarak ilerlemiştir. Prechter''in bu tahmini yapmasından 15 yıl sonra FED başkanı Alan Greenspan, borsa yükselişlerinin bir çılgınlığa dönüştüğünü ifade eden "irrational excuberance" tanımlamasını kullanmıştır.
Üçüncü tahmin, gene Robert Prechter''in henüz ortada en ufak bir trend dönüş emaresinin bile görünmediği 1995 yılında yayımlanan At the Crest of the Tidal Wave kitabında yer alan, iki yüzyılı aşkın süredir devam eden yükseliş döneminin sona ermek üzere olduğu tahminidir. Okuyalım:
"Gelmekte olan olumsuz sosyal psikoloji, temel olarak siyasi, ideolojik, dinsel, coğrafi, ırksal ve ekonomik gruplar arasında kutuplaşma ile belirginleşecektir. Sonuç, yıllarca devam eden boğa piyasasındaki iyiliksever, güvenli, toleranslı, uzlaşmacı ve kapsayıcı anlayışın aksine, öfkeye, korkuya, tahammülsüzlüğe, anlaşmazlığa ve dışlamaya doğru net bir yöneliş olacaktır. Böylesine bir ruh hali değişimi, tipik bir şekilde pek çok biçimde sosyal organizasyonlarda görünür olacaktır. Siyasi iklim, ticari mallarda korumacılığı, kutuplaşmış seçmenleri, ayrımcı hareketleri, yabancı düşmanlığını, yurttaş-devlet çatışmasını, eski birlik ve partilerin dağılmasını ve radikal yenilerinin ortaya çıkmasını da beraberinde getirecektir. Gümrük vergilerinin arttırılması, herkesin tehlikeli ve yanlış olduğunu bilmesine rağmen daha popüler olacaktır. Bu, korku, kıskançlık ve kendini koruma duygularını içeren olumsuz ruh halinin bir sonucudur. Yabancı düşmanlığı, insanların iyi niyetlerine rağmen yaşanacaktır. Çünkü ayı piyasalarında korku ve nefret, düşmanlık onaylansın ya da onaylanmasın daha yoğun algılanır olacaktır. Bu sürecin sonucunda devletlerin polis-devleti yöntemleri kullanması tehlikesi vardır. Bu süreçler genellikle seçim, istifa, yargılama, darbe ya da devrimle ortaya çıkan bir duygusal siyasi tasfiyeyle sona erer.
En kötü ekonomik ve toplumsal programlar sadece birkaç yıl ötede."
Bu tahminin her şeyin dört dörtlük göründüğü, kutuplaşmanın, çatışmanın ve savaşların sona erdiğinin, "tarihin sonunun geldiğinin", artık ekonomik büyüme, kalkınma ve refah döneminin başladığının iddia edildiği 1995''de yapıldığının altını çizelim.
Robert Prechter 11 Eylül 2001''de yazdığı bir makalede "Bildiğimiz Dünya değişti tespiti doğrudur, yanlış olan, bildiğimiz dünyanın 11 Eylül 2001''de değiştiği inancıdır. Bildiğimiz dünya, ana borsa endeksleri, 216 yıldır devam eden Grand Super Cycle yükselişin sona erdiğinin sinyallerini vererek ilk düşüşlerini başlattığında değişmiştir" demektedir.
11 Eylül 2001''de gerçekleşen terörist saldırının ise kesinlikle beklenmeyen bir olay olmadığının altını çizmekte ve gene 1995''de yazılan At the Crest of the Tidal Wave kitabındaki şu alıntıyı hatırlatmaktadır:
"Yabancılar ABD topraklarında terörist saldırılarda bulunacaklardır."
İşte geleneksel düşünme kalıpları ile sosyonomik yaklaşım arasındaki fark bu. Geleneksel düşünme kalıpları, rasgele olayların ve gelişmelerin piyasaları ve sosyal trendleri tetiklediğini ileri sürerken, sosyonomik yaklaşım, istisnasız tüm insan etkinliklerinin ritmik ve düzenli kalıplar halinde ilerleyen kitlesel ruh halinin sonucu olduğunu iddia eder.
Bundan sonra neler beklenmelidir?
Elliott dalga prensipleri ve bu prensipler doğrultusunda kitlesel insan etkinliklerini konu alan sosyonomi disiplini, her bir dalganın kendine özgün bir karakteristiği olduğunu varsayar. Dalga yapısında belirli bir aşamaya ulaşıldığında, o dalganın derecesine ve karakteristiğine uygun gelişmeler beklenmelidir. İlerlemekte olan dalga ne kadar büyük derecede bir dalga ise, ekonomik ve sosyal sonuçları da o kadar dramatik olacaktır.
Bu bakış açısıyla Elliott''ın standart 5+3 çevrimini tekrar anımsayalım:
Grafik 4.1 5+3 Elliott çevrimi (küçük dereceli dalgalar dahil)
Yukarıdaki standart kalıbın hangi aşamasında olduğumuzu tayin edebilmek için bir kez de Dünya endeksine göz atalım:

Grafik 4.1 Dünya Endeksi, Yıllık grafik 1910-2000
Yukarıdaki yıllık grafikte de açıkça görüleceği üzere, henüz on yıllar sürecek olan büyük bir ayı piyasasının, başka bir deyişle olumsuz ruh hali trendinin çok erken bir aşamasında bulunuyoruz.
Yıllardır devam eden boğa piyasası, Robert Prechter''in zirvenin görülmek üzere olduğu tahmininden sadece 5 yıl sonra, 2000 yılının bahar aylarında sona erdi ve uzun yıllar boyunca devam edecek olan, en az Supercycle dereceli bir düşüş dalgası henüz başladı.
Yükseliş dalgasının ilerlediği 20. yüzyıl dünyasına baktığımızda gördüğümüz, hızlı teknolojik ilerleme, sürekli artan nüfus, devamlı artan kişi başı ulusal gelir, genişleyen insan hakları ve demokratik haklar, geniş katılımlı uluslararası örgütler, sürekli değerlenen finansal enstrümanlar, büyüyen ekonomiler, sayısı küresel ölçekte artan liberal demokrasiler, yaygınlaşan ve olağanüstü cirolara ulaşan eğlence sektörü, vs idi.
Yükselişin son on yılına damgasını vuran ise "borç balonu" oldu. Dünya ölçeğinde üretilenden daha fazla borçlanma yaşandı. Büyümenin borçlanma ile finansmanı, doğal olarak bir takım kesimlerin paradan para kazanmasını beraberinde getirdi. Oysa paradan para kazanılan dönemler, herkesin büyümeden aynı payı almasını engeller. Bu dönemde en avantajlılar, para satma ayrıcalığını elinde tutanlardır. Bu dönemlerin en sonunda finansal balonlar şişer ve bu çılgınlık aşaması sürdürülemez boyutlara ulaşır. Ponzi süreci, piramidin tabanından başlayarak çökmeye başlar. Küresel ölçekte yaşanan da üç aşağı beş yukarı böyle oldu. Dünya endeksinde son yirmi yılda hızlanan yükselişler, tarihsel ölçekte çılgınlıklara dönüştü. Bu çılgınlıklar, 1990''lara kadar düzenli ve bütüncül özellikler gösteren trend içinde uyumsuzlukların başlamasına neden oldu. Küresel trendden sapma, Japonya ve Uzak Asya''dan başladı, dalga dalga dünyanın dört bir yanına yayıldı. Rusya, Latin Amerika, Türkiye gibi ülkelerde trend, Dünya Endeksi''nden daha önce yön değiştirdi ve bu yön değişikliği, söz konusu ülkelerde öncü krizler biçiminde ortaya çıktı. Küresel ölçekte kriz dalga dalga yayılırken merkezi ABD olan metropol ülkelerde finansal çılgınlık artan boyutta devam etti. Bu ülkelerde finansal enstrümanlar, tarihsel ölçekte aşırı değerlendi ve hangi ölçüt baz alınırsa alınsın, rasyonel olmaktan çok uzaklaştı. 1990''ların başında Sovyet Blok''unun çökmesi, psikolojik bir doping etkisi yarattı ve aynı 1920''lerin "Kükreyen 20''ler" klişesi gibi, "Kükreyen 2000''ler", "Tarihin Sonu", "Bilgi Toplumu", "Teknolojik Devrim" gibi klişeler, tüm dünyanın finansal kaynaklarının oluk oluk başta ABD olmak üzere "Batı" piyasalarına akmasına neden oldu. 1990''lar sona ererken y2k endişeleri bir yana bırakılırsa çok yaygın bir konsensüsle borsa yükselişlerinin devam edeceği, hisse senetlerinin tutulması gerektiği, ekonomik durgunluğun söz konusu olmadığı düşüncesi egemen oldu. Uzun vadeli bonolar en güvenli liman olarak görüldü. Güçlü Dolar efsanesine tam bir inanç oluştu. Dünyanın teknolojik, ekonomik, finansal ve askeri lideri olan ABD''nin tartışılmaz gücü konusunda herkes artık hemfikirdi.
Oysa dalga analizleri, 200 yıldan fazla süren yükseliş dalgasının tamamlandığını gösteriyordu. Uzun ve sancılı bir düzeltme döneminin bu yükseliş dalgasını izlemesi gerekiyordu. Düzeltme dalgasının fiyat hedefleri, önümüzdeki birkaç on yılda ABD ve Avrupa borsalarının en az 1970 seviyelerine kadar geri çekilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu, nereden bakılırsa bakılsın, şu andaki seviyelerden itibaren en az onda bir oranında ucuzlama demek. Çok doğaldır ki bu borsa düşüşleri, tarihte görülen en büyük finansal çöküşlerden birini arkasına alarak ilerleyecektir. Bu çöküşün sosyal arka planında ise, silahlanma yarışının artması, insan hakları ihlalleri, demokratik kazanımların gerilemesi, radikalizmin, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, dinsel kutuplaşmanın artması, mevcut siyasal yapıların ve partilerin çözülmesi, birleşme süreçlerinin yerini ayrışma süreçlerine bırakması, terörizmin dünyanın gündemine oturması, tüm finansal enstrümanların tarihsel ölçekte ucuzlaması, gümrük duvarlarının yükseltilmesi, uluslararası ticaretin daralması, eğlence sektörünün çökmesi, turizmin ağır darbe yemesi yer alacaktır.
Muhakkak ki dönem dönem, saman alevi gibi parlayan yükseliş ve toparlanma dönemleri yaşanacaktır. Ancak bunların her biri, Grand Super Cycle düzeltme tamamlanana kadar tepki (bearish rally) olarak kalacaktır.
Sosyonomik araştırmalar, en dramatik gelişmelerin ve en yıkıcı savaşların düzeltmenin son dalgası olan C dalgaları içinde yaşandığını gösteriyor. (Bkz Grafik 4.1) Henüz bu aşamadan en az on yıl gerideyiz. Ancak 2000 bahar aylarından başlayan süreç, bizi hızla tüm 20. yüzyıl değerlerinin çözüldüğü bir karabasana doğru sürüklüyor. Bu süreç içinde 2003 yılının ilk aylarında yaşadıklarımız sadece bir başlangıç. Irak istilası öncesinde ve bu istila boyunca yaşadıklarımız, bize C dalgası içinde yaşanacak karabasanın sinyallerini de veriyor. Irak krizi boyunca tartışılan BM, AB, İngiltere''de İşçi Partisi içindeki ayrışma, küresel protestolar, uluslararası meşruiyet, sınırların yeniden çizilmesi gibi kavram ve gelişmeler önümüzdeki on yıllar boyunca yakıcı bir şekilde gündemi işgal edecektir.
Her bir dalganın sosyal sonuçları Elliottisyenlerce derinlemesine tartışılmaktadır. Bugün içine girilmekte olan dalganın önümüzdeki birkaç on yılda sarsacağı en önemli kavram ise şu olabilir:
US Survival (ABD''nin yaşaması)
Gelecekte neler olabileceği ile ilgili sorular, bir kaç onyıllık gelecekte aşağıdaki kavram ve kurumların var olup olmayacağı sorularını da içeriyor:
İki partili sistem? Liberal ekonomi? Birleşmiş Milletler? Avrupa Birliği? Temsili demokrasi? Hollywood? NBA? NCAA? MTV? OECD? USA????
Özellikle son 20 yıldır ABD''de yaşananların, tarihin bugüne kadar gördüğü en büyük finansal ve toplumsal çılgınlık olduğunu ve bu çılgınlığın tarihin bugüne kadar gördüğü en büyük finansal çöküş ve panikle sona ereceğini akıldan çıkartmaksızın, kendimize şu soruyu soralım: İçinden geçmekte olduğumuz süreç böylesine derin değişimlerin yaşanacağı bir süreç ise acaba Türkiye''yi nasıl bir gelecek bekliyor?
Referans kitaplar:
1. Elliott Dalga Prensipleri, Tuncer Şengöz, Scala Yayıncılık
2. R.N. Elliott''s Masterworks, edited by Robert Prechter
3. Conquer the Crash: You Can Survive and Prosper in a Deflationary Depression, Robert Prechter
4. At the Crest of the Tidal Wave: A Forecast for the Great Bear Market, Robert Prechter
5. Market Analysis for the New Millennium, edited by Robert Prechter
6. The Wave Principle of Human Social Behavior and the New Science of Socionomics, Robert Prechter
7. Leonard of Pisa, Joseph and Frances Gies
8. Wall Street''in Akıl Almaz Yükselişi, Robert Schiller
9. Manias, Panics, and Crashes, A History of Financial Crises, Charles P. Kindleberger
10. Kapitalizmin Geleceği, Bugünün Ekonomik Güçleri Yarının Dünyasını Nasıl Şekillendiriyor, Lester C. Thurow
11. Foundation, Isaac Asimov
12. Second Foundation, Isaac Asimov
13. Foundation and Empire, Isaac Asimov
14. Foundation''s Edge, Isaac Asimov
15. Foundation and Earth, Isaac Asimov
16. Prelude to Foundation, Isaac Asimov
Kaynak: Borsa Uzmanları Derneği 15.05.2003