Dünyanın En Büyük İşi Türev Piyasalardır
Günümüzde dünyanın herhalde en büyük işi, en hacimli ticareti, en devasa piyasası türev piyasalardır. Haziran 2008 itibariyle tezgâh üstü piyasalarda işlem gören türev ürünlerin "nosyonel" açık pozisyon miktarı 684 trilyon dolar idi (bu rakam patlayan küresel krizin etkisiyle yıl sonunda 592 trilyon dolara düştü).2 Bu miktarı bazı ekonomik verilerle karşılaştırırsak boyutunu daha çabuk idrak edebiliriz. 2008 yılında dünyadaki tüm ürün ve hizmetlerin değeri (yâni bir bakıma küresel GSH) 65 trilyon dolar civarındaydı (türev piyasaların onda biri). Bugün dünyanın en büyük ekonomisi ABD'nin GSYİH'si 14 trilyon dolar (türev piyasaların kırkta biri). Tüm dünyadaki gayri menkullerin toplam değerinin 75 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor (türev piyasaların sekizde biri). Dünya borsalarında işlem gören tüm hisse senetlerinin değeri takriben 70 trilyon dolar (yine türev piyasaların kırkta biri).
Büyüme oranları da müthiş. Dünya GSH'si yılda ortalama %3,5 büyürken türev ürünler piyasası her yıl %20 büyüyor. Türev piyasalarda nosyonel açık pozisyon miktarı daha 2002 yılında 100 trilyon dolar iken 6 yıl içinde altı misli büyüdü.
Resme bir de ciro tarafından bakalım. Tezgâh üstü piyasalarda işlem gören türev ürünlerin günlük işlem hacmi 5 trilyon dolar. Buna organize borsalarda işlem gören türev ürünlerin günlük işlem hacmini de (6,15 trilyon dolar) eklersek toplam günlük ciro 11 trilyon doları aşıyor.3 Yâni dünyanın GSH'si türev ürünler piyasasında altı günde aşılıyor. Hisse senetleri piyasasının günlük işlem hacmi türev piyasalarda yine altı günde olup bitiveriyor.
Burada şunu da unutmamak gerekir ki, yukarıda telaffuz edilen rakamların bazıları nosyonel rakamlardır. Özellikle türev işlemlerin büyük bir bölümünü oluşturan faiz swaplarında nosyonel rakam, üzerine faizin hesaplandığı anaparadır ve işlemlerde bu anapara el değiştirmez. Anapara miktarı sadece faiz ödemelerinin hesaplanması için kullanılır. Her ne kadar bu nosyonel rakamlar piyasanın işlem hacmini ifade etmek için sıkça kullanılan rakamlar olsa da kredi riskini tam olarak ifade ettikleri söylenemez). Aslında kredi riskini daha doğru ifade eden rakam ikame maliyeti olmalıdır. İkame maliyet, eğer karşı taraf tasfiye tarihinden önce temerrüde düşerse o sözleşmeyi tekrar yerine koymak için katlanacağımız piyasa maliyetidir. Dolayısıyla, kredi riskini yukarıdaki "nosyonel" miktarlardan ziyade (592 trilyon dolar) "piyasa değeri" daha doğru ifade edecektir. 2008 yılı sonunda taşınan türev ürünler sözleşmelerinin piyasa değeri 34 trilyon dolar idi.
Türev piyasalarının bu şekilde büyümesinin bariz nedenleri var. Kırılma noktası, 1971 yılında sabit döviz kurları rejiminin Bretton Woods Konferansı'nda feshedilmesi. O yıla kadar bir çıpaya göre ancak kısıtlı olarak hareket edebilen para birimleri, anlaşmanın çöpe gitmesiyle günümüzün piyasalarının dehşetli volatilitesi ile dalgalanmaya başladı ve döviz kurlarına dayalı vadeli işlemlerin başlamasına neden oldu. Bu nirengi olayı takiben, 1933 yılında FED tarafından yürürlüğe konan ve bankaların mevduatlara ödeyebilecekleri faiz oranlarına kısıtlama getiren Q Yasası da 1986 yılında yürürlükten kaldırıldı. Mevduat toplama uğraşı içinde olan bankalar bu rekabet ortamında kendilerine yeni avantajlar yaratabilmek için yasanın etrafından dolaşan ürünler geliştirdiler. Döviz kurlarından sonra faiz oranlarının da serbestçe dalgalanmaya bırakılmasıyla piyasalar vahşi bir volatilite içine girdiler.
Artan bu volatiliteye karşı risklerini daha etkin kontrol altında tutabilmek için bankalar ve diğer finansal kurumlar yeni finansal ürünler geliştirmek zorunda kaldılar. Bunların ilki basit döviz forward'larıydı ve tamamen korunma amaçlı kullanım için tasarlanmışlardı. İşte bu amaç, türev ürünler evrenindeki büyük patlamanın ana tetikleyicisi oldu. 1980'li yılların başlarında piyasaya çıkmaya başlayan kişisel bilgisayarlar da devreye girince bilginin ve riskin küçük parçalara ayrılarak çözümlenebilmesi sektörde birbiri ardına yeni ürünlerin tasarlanmasına olanak tanıdı. Vadeli işlemler, swaplar, opsiyonlar derken ikincil piyasa işlemleri ve ona paralel olarak kaldıraç oranları da arttı. Yüksek kaldıraç oranları beraberinde yüksek risk de getirdi. Ancak türev ürünlerin ortaya çıkış nedenleri arasında başı çeken unsurun risk kontrolü ve transferi olduğunu ve kaldıraç kullanımının sadece türev ürünlere has bir araç olmadığı unutulmamalı. Yüksek kaldıraç, yüksek risk iştahı olan kullanıcının kişisel veya kurumsal tercihidir. Bu kaldıracı türev ürünler kategorisinde olmayan araçlarla da kullanabilir. Evet, yüksek kaldıraç oranlarıyla aşırı risk alınarak kullanılan türev ürünler sistematik risk yaratacaktır. Ne var ki, buradaki algılama şeker hastası tepsiyi tüketirken suçu baklavada bulmamıza benzememelidir.
1 Tüm ürünler, tezgâh üstü piyasalar (OTC: over-the counter) ve organize borsalar olmak üzere iki farklı platformda işlem görürler. CME, VOB gibi kurumlar organize borsalardır. Tezgâh üstü piyasaları ise bankalar, aracı kurumlar ve diğer finansal kurumlar oluştururlar ve bu kurumlar organize borsalar gibi belli bir çatı ve düzenleme altında örgütlenmemişlerdir.
2 Bank of International Settlements (BIS), Semiannual OTC Derivatives Statistics at end-December 2008
3 Bank of International Settlements (BIS), Triannual Bank Survey, December 2007, Foreign Exchange and Derivatives Market Activity. Organize borsalarda işlem gören türev ürünlerin 2008 yılı işlem hacmi 2,24 katrilyon dolardır. Bu rakam günlük olarak 6,15 trilyon dolarlık bir işlem hacmine tekabül etmektedir. Tezgâh üstü piyasalar türev ürünlerin 2007 günlük işlem hacmi olan 4,198 trilyon dolar. 2008'in dış değeri bulunmak üzere uzatıldığında de bu miktar takriben 5 trilyon dolara çıkacak ve toplam günlük işlem hacmi rakamını 11 trilyon doların üzerine çıkaracaktır.
Kaynak : Ali Perşembe 28.05.2009