ANALİZ – YENİ DALGAYA HAZIR MISINIZ? “SHORT”UNUZU GİYİN VE HAZIR BEKLEYİN...
YENİ DALGAYA HAZIR MISINIZ?
ABD’de Cuma günü açıklanan 2008/4Ç GSYH verisi her ne kadar beklentilere göre iyi geldi gözüktüyse de (Ocak ayı başında -%3.5 olan beklentilerin son anda -%5.5’e kadar revize edilmesi neticesinde), özel tüketim harcamaları ve yatırımlarının 3Ç’e göre daralmasını sürdürmüş olması karamsar tabloyu net bir şekilde göstermiştir. Dayanıklı mallarda çeyreksel bazdaki gerileme %14.8’den %22.4’e ulaşırken, dayanıklı olmayan mallardaki gerileme de %7.1’lik pozisyonunu korumuştur.
Dolayısıyla, ABD’de 2008/4Ç GSYH’ndaki gerçekleşme, ekonomide somut bir toparlanmanın en erken 2009/3Ç datasında ortaya çıkabileceğini göstermiştir. Bu ise, piyasa oyuncuları açısından hala belirsizliklerle dolu oldukça uzun bir yol anlamına gelmektedir.
“SHORT”UNUZU GİYİN...
Ocak ayının ikinci yarısında gerçekleşen FED’in son faiz toplantısı göstermiştir ki, kısa vadeli faizlerin %0.00-0.25 aralığına çekilmiş olmasının ardından, FED’in bundan sonraki süreçte piyasalara likidite enjekte etmeyi sürdürmek ve bunun yanında bir de Hazine kağıtlarını almak dışında yapabileceği pek de birşey kalmamıştır. Bu bağlamda piyasa oyuncularının artık FED’den çok da fazla bir beklentisi bulunmazken, FED’in de son dönemde alınan önlemlerin 6 ila 9 aylık bir süre zarfında piyasalara güven getirmesini beklemek dışında harcayabileceği ek mermisi yoktur.
Nitekim, bizim referans göstergelerden biri olarak takip etmekte olduğumuz ve genelde FED’in kısa vadeli faiz oranlarıyla paralel hareket eden 3 aylık ABD Doları LIBOR faizlerinin halen %1.225 seviyesinde bulunması, piyasa oyuncularındaki bu beklentisizliğin ve global finans piyasalarının her an yeni bir dalgaya açık olduğunun en somut göstergesidir.
... VE DALGADAN KEYİF ALIN
Makro ekonomik verilerdeki bozulmanın Ocak ayında da birçok alanda şiddetli bir şekilde devam etmiş olması, üretim ve konut verilerinin yanısıra istihdam rakamlarında da en azından 2-3 ay daha önemli bir düzelme görmeyi zorlaştırmıştır. Buna bağlı olarak, bu hafta ABD’de açıklanacak olan tarımdışı istihdam rakamı ile işsizlik oranının, global finans piyasalarında yeni bir dalganın tetikleyicisi olma ihtimalleri fazladır. Başkan Obama’nın ekonomiyi canlandırma paketine yönelik olarak haftasonunda senatörlerden gelen mesajlar ise bu paketin Kongre’den geçip geçemeyeceğine yönelik kuşkuları artırmıştır. Senatörler, paketin tüketicilere yönelik daha fazla bir içeriğe sahip olmaması durumunda yeterli desteği alamayabileceğini belirtmişlerdir. Böyle bir durum, piyasalar için ikinci bir Kongre şoku olabilecektir. Bankaların toksit varlıklarının atılacağı bir “Kötü Banka” kurulması fikrine karşı görüşlerin çoğalması ve bunun “paraların çöpe gitmesi” anlamına geleceği yorumlarının ön plana çıkması ise, finans kesimi hisselerini kısa vadede istim üzerinde tutacaktır.
Tüm bunlar, bir süre daha endişelerin yeniden hakim olacağı ve piyasaların bıçak sırtında gideceği bir dönemin içerisinde olacağımızı işaret etmektedir.
DALGA SONUNDA EVE HUZURLU GİDİN
Yurtiçinde ise IMF ile sürdürülen görüşmelere yönelik yapılan açıklamalar, anlaşmanın imzalanıp imzalanmayacağı konusunu bile artık net olmaktan çıkarmıştır. Bizim ve piyasaların genel görüşü hala her halükarda anlaşma imzalanacağı olmakla beraber, bu imza aşamasının Mart ayındaki yerel seçimlerin hemen öncesine sarkma ihtimali oldukça artmış gözükmektedir. Piyasa oyuncuları açısından önemli olan IMF’den sağlanacak kaynak miktarı ve bu kaynağın reel ekonomiye destek için kullanılıp kullanılmayacağı (veya ne ölçüde kullanılacağı) iken,
IMF ile sürdürülen tüm bu sürecin ardından 20 milyar USD altında kalabilecek bir kaynak miktarı veya elde edilecek kaynağın sadece çok az bir kısmının reel ekonomide kullanılacağının görülmesi piyasa oyuncularında derin bir hayal kırıklığı yaratacaktır. Bunun yanında, geç imzalanacak bir anlaşmanın yaratacağı etki de soru işaretidir.
SONUÇ ve BEKLENTİMİZ:
Avrupa ile Asya Ekonomilerinin ve piyasalarının mevcut görünümleri de yukarıdaki beklentilere eklendiğinde,
bizim global finans piyasalarında ikinci dalgaya yönelik beklentimiz, bu sürecin en geç Şubat ayı sonuna kadar başlaması ve en azından Mart ayının sonuna veya Nisan ayı ortalarına kadar etkili olmasıdır. Bizim için piyasalarda bu görüşümüzü teyit edecek referans seviyeler aşağıda yer almaktadır;
Yurtiçinde;
-Ulusal-100 Endeksi’nde 24,800’ün ve VOB-30 Endeksi’nde 31,400’ün kırılması
-USD/YTL’de 1.6850’nin aşılması
Yurtdışında;
-Dow Jones Sanayi Endeksi’nin 7,835, S&P-500 Endeksi’nin 800 ve Dax Endeksi’nin de 4,115 puanı aşağı geçmeleri
-Euro/USD paritesinin 1.2750’nin altına inmesi
İkinci dalga beklentimizin yukarıda verdiğimiz referans seviyelerin kırılarak gerçekleşmesi durumunda, global hisse senedi piyasalarında referans seviyelere göre ortalama olarak %15 ila %30 arasında yeni bir düşüş sürecinin etkili olacağını tahmin ediyoruz. Böyle bir durum için yatırımcılara önerimiz Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nın Ulusal-30 Sözleşmelerinde “kısa” ve döviz piyasasında da “uzun” pozisyona yakın kalınmasıdır.
Not: Burada yer verdiğimiz görüşümüz, ancak Ulusal-100 Endeksi’nin 27,500 puanı ve Dow Jones ile S&P 500 Endeksleri’nin de sırasıyla 8,850 ve 875 puan seviyelerini aşmaları durumunda geçerliliğini yitirecektir.

Kaynak: Merkez Menkul Değerler 02.02.2009