Forum Yazarlarından cemo.bay'ın piyasa öngörülerini buradan takip edebilirsiniz.
    Cevapla  Konu Gönder 
    Bankalar, 2010'da Yüksek Kârlar Göremeyecek
    Yazar Mesaj
    ToKoBa
    VOBiX.NET
    Mesajlar: 13,342
    Grup : Forum Sahibi
    Katılım: Mon May 2008
    Durum: Çevrimdışı
    Rep Gücü: 9

    Mesaj: #1
    Bankalar, 2010'da Yüksek Kârlar Göremeyecek

    Bankalar, 2010'da Yüksek Kârlar Göremeyecek

    Türk bankacılık sektöründe, 2009 yılında görülen yüksek karların 2010 yılında görülmesi ve yüksek karlılığın sürdürülmesinin zor olduğu düşünülüyor.

    Akkurt, bankacılıkta 2009 değerlendirmesi ve 2010 beklentilerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel krizden çıkış sinyallerinin görülmeye başlandığını, ancak riskler ve belirsizliklerin devam ettiğini ve risk alma konusunda daha tedbirli davranılacağını ifade etti.

    Özellikle finansal sektörde denetimin artacağını, şirketler için kısa vadeli yüksek büyüme/sermaye karlılığı hedefleri yerine uzun vadeli, sürdürülebilir karlılığın önem kazanacağını belirten Akkurt, bu süreçte maliyet kontrolü, verimlilik, ekonomik değer yaratabilme ve sermayeyi doğru kullanmanın öne çıkan konular olacağını kaydetti.

    Türk bankacılık sektörüne karlılık açısından bakıldığında ciddi faiz indirimlerinin yaşandığı 2009 yılında bankaların kısa vadeli mevduatlarla uzun vadeli krediler arasındaki vade farklılığı sonucunda önemli karlar yazdıklarının altını çizen Akkurt, ''Faiz düşüşlerinde sona yaklaşıldığını göz önüne aldığımızda, 2010 yılında bankaların, artan rekabet ortamının da etkisiyle 2009 yılında faiz oranlarındaki hızlı düşüşün getirmiş olduğu yüksek karlılığı sürdürmeleri zor olacaktır'' dedi.

    Sektörün 2001 yılında yaşanan krizden çıkarmış olduğu dersler ve etkin denetim ve risk yönetimi uygulamalarının, içinde bulunulan krizde bankacılık sektörünün diğer pek çok sektöre kıyasla iyi durumda olmasını sağladığına dikkati çeken Akkurt, krizin en derin yaşandığı dönemde ekonomik belirsizlikler nedeniyle bankaların temkinli davrandığını, ancak aynı dönemde firmaların ya da hane halklarının artan ekonomik belirsizliklerden dolayı önemli bir kredi talebi olmadığını ve temkinli bir davranış sergilediklerini belirtti.

    Ziya Akkurt, ''Krizde en kötünün geride kaldığı ve toparlanma sürecine girildiğini düşündüğümüz şu dönemde, en avantajlı olduğumuz konuların başında sağlam bankacılık sektörümüz gelmektedir. Zira, krizden çıkışta bankacılık sektörü güçlü sermayesi, düşük kredi/mevduat oranı ve sağlam likiditesi ile toparlanma sürecinde olan reel sektörümüze daha fazla destek olacaktır ve bankalarımız bu konuda oldukça isteklidir'' görüşünü dile getirdi.

    -''ERTELENMİŞ TÜKETİM, KREDİ TALEBİNİ ARTIRACAK''-

    Bankacılık sektöründe önümüzdeki yıl kredilerde ortalama yüzde 12-13 civarında bir büyüme beklediklerini anlatan Akkurt, sağlam bankacılık sisteminin toparlanma sürecinde reel sektöre daha fazla destek sağlayacağını, kriz nedeniyle ertelenmiş tüketimin düşük faiz oranlarının da yardımıyla kredi talebini artıracağını ve büyümeye destek olacağını beklediklerini bildirdi.

    Akbank Genel Müdürü Akkurt, sendikasyon ve uluslararası borçlanma piyasalarına ilişkin de 2010 senesinin diğer senelerden farklı olmayacağını, Türk bankalarının güçlü bilançoları, yüksek likiditeleri ve iş yaratma kapasiteleriyle yine bu piyasanın en aktif oyuncuları olacaklarını vurguladı.

    Faiz ortamına dair ise Akkurt, şunları kaydetti:

    ''Düşük faiz ortamı 2010 yılında da devam edecektir. Merkez Bankası'nın açıklamasında altını çizdiği gibi, faiz oranlarının uzun bir süre daha düşük seviyelerde tutulacağını düşünmekteyiz. Ekonomideki toparlanmanın gücüne, enflasyondaki gelişmelere ve yurt dışı faiz gelişmelerine bağlı olarak 2010 yılının sonuna doğru faizlerde bir artırım olması piyasalarda ihtimal dahilinde olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu tür bir yorum yapmak için henüz erken olduğunu düşünmekteyiz. Gösterge faiz açısından ise politika faizlerinin 200-300 baz puan üzerinde bir aralıkta dalgalanacağı öngörülebilir.''

    2010 kur beklentisine ilişkin Akkurt, 2010 yılında dünya ekonomisinde toparlanmanın devam edeceğini, ancak bunun yavaş ve kademeli olacağını, global faiz oranlarında uzun bir süre çok düşük seyrin süreceğini göz önüne aldıklarında dolar/TL kurunda mevcut seyrin korunacağını düşündüklerini ve dolar/TL kurunun 1,47-1,55 aralığında seyretmesinin olası gözüktüğünü belirtti.

    -''IMF ANLAŞMASI BAZ SENARYOLARIMIZA DAHİL DEĞİL''-

    IMF anlaşmasına ilişkin ise Akkurt, şunları kaydetti:

    ''Finansman imkanlarının daraldığı bir dönemde uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkanlarının (IMF kredisi gibi) bulunması oldukça önemlidir. Dünyada büyümenin yavaş olacağı ve Türkiye'deki gelişmelerin buna paralel gideceği göz önünde bulundurulduğunda, bazı tedbirlere ihtiyaç vardır. Ekonomik tedbir paketleri de bir kaynak ihtiyacı yaratmaktadır. Son 5 yılda, başarılı bir ekonomi yönetimi sergilenmiştir, ancak kaynaklarımız sınırlıdır. Dolayısıyla, ekonomiye destek paketlerinin uzun vadeli, sağlam, düşük maliyetli yurt dışı kaynaklara dayandırılmasında fayda vardır. Yapılacak bir anlaşma, Türkiye'ye sağlanacak fonlar ve bunun da Hazine'nin borçlanma oranını düşürmesi açısından oldukça önemli olacaktır. Ancak, bugün gelinen nokta itibarıyla artık IMF anlaşmasının gerçekleşmesi baz senaryolarımıza dahil olmayıp, gerçekleşmesi sürpriz olarak değerlendirilmektedir.''

    -''TİCARİ BANKACILIK 180'İN ÜZERİNDE ŞUBEYE YAYGINLAŞTIRILACAK''-

    Ziya Akkurt, Akbank'ın 2010 hedefleri ve beklentilerine dair ise önümüzdeki dönemde sağlıklı, sürdürülebilir, karlı büyüme performansını devam ettirmenin bankanın öncelikli hedefleri arasında bulunduğunu ve bu amaca yönelik olarak pazar paylarında artışa, ürün ve hizmet hacim kalemlerinde büyümeye odaklanmaya devam edeceklerini vurguladı.

    Günümüzde müşterinin hiç olmadığı kadar önem kazandığının altını çizen Akkurt, geçen yıl sonunda şube yapılanmasında bazı önemli değişikliklerin söz konusu olduğunu, daha önce 44 uzmanlaşmış ticari şube aracılığıyla verilen Akbank ticari bankacılık hizmetinin yeni yıl ile birlikte 180'in üzerinde şubeye yaygınlaştırılacağını bildirdi.

    -YAPI KREDİ MURAHHAS AZA VE GENEL MÜDÜRÜ FAİK AÇIKALIN-

    Yapı Kredi Murahhas Aza ve Genel Müdürü Faik Açıkalın da küresel krizin ikinci yılına girerken, hükümetlerin uyguladıkları şimdiye kadar görülmemiş ölçüde parasal ve mali canlandırma politikaları sayesinde dünyanın 1929 benzeri bir depresyona girme tehlikesini büyük ölçüde geride bıraktığının söylenebileceğini kaydetti.

    Finansal piyasaların işleyişinin normale döndüğünün ve güven duygusunun yavaş da olsa geri geldiğinin, dolayısıyla en kötü dönemin atlatılmış olduğuna ilişkin bir uzlaşının oluştuğunun ifade edilebileceğini belirten Açıkalın, 2009 yılında derin bir daralma yaşayan küresel ekonominin 2010 yılında kademeli bir şekilde toparlanmaya başlayacağını düşündüklerini söyledi.

    Krizin en yoğun hissedildiği dönemde, finansal kurumlar arasında güven kaybı ve likidite riskinin çok tehlikeli seviyelere çıktığının altını çizen Açıkalın, dolayısıyla bu koşullarda alınan mali ve parasal önlemlerin finansal sistemin ve global ekonominin tamamen çökmesini önlemek için zorunlu olduğunu ifade etti.

    Doğal olarak yavaş yavaş bir normalleşme sürecine girilmesinin söz konusu olduğuna ve ekonomiyi yöneten otoritelerin ''çıkış stratejilerini'' oluşturmak durumunda bulunduklarına dikkati çeken Açıkalın, ''Burada iki taraflı bir risk söz konusu, biri çıkış hazırlıklarının çok erken başlamasıyla birlikte büyümenin tam başlamadan önünün kesilmesi, diğeri de bunun tam tersi, gevşek politikaların çok uzun süre terk edilmemesiyle birlikte bu kez bütçe açıklarından kaynaklanan mali krizlerle karşılaşma riski. Dolayısıyla hükümetlerin çıkış stratejilerini belirlerken bir dengeyi gözetmeleri ve alacakları aksiyonları da birbirleriyle koordine etmeleri gerekmekte'' değerlendirmesi yaptı.

    Yaşanan krizle birlikte piyasa mekanizmasının her türlü sorunu kendiliğinden çözeceği, her türlü dengesizliği otomatikman gidereceğine yönelik inancın önemli ölçüde sarsıldığını dile getiren Açıkalın, ''Dolayısıyla yine piyasa koşulları dahilinde, kamu otoritesinin düzenleyici rolünün daha da gerekli görüldüğü ve önem kazandığı bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz'' dedi.

    -''GİDERLERİNİ KONTROL EDEBİLENLER BAŞARILI PERFORMANS SERGİLER''-

    Faik Açıkalın, Türk bankacılık sektörünün 2009 yılının ilk 10 ayını zayıf hacimlere ve aktif kalitesindeki bozulmaya rağmen faiz marjlarındaki dikkati çekici yükseliş sayesinde çok olumlu bir karlılık performansıyla geçirdiğini kaydetti.

    Yapısal zayıflıklarını 2001 krizinden sonra gideren ve o dönemden bu yana ''basiretli bankacılık prensiplerinden'' ayrılmamış olan sektörün, bilançosunda global finansal krize yol açan sorunlu finansal varlıklar barındırmayışı, güçlü sermaye yapısı ve likidite pozisyonu ile yaşadığı sorunlara karşın krizi en iyi yöneten finansal sektörlerden biri olarak öne çıktığını vurgulayan Açıkalın, şöyle devam etti:

    ''Faiz indirimlerinin sona ermiş olacağı ve dolayısıyla mevduat maliyetlerinde aşağı doğru marjın pek kalmadığını düşündüğümüz 2010 yılında, bankaların karlarında geçen yıl kaydedilen artışa benzer bir artışın gözlenmesi mümkün görünmüyor. Bununla birlikte, müşteri memnuniyetine ve hizmet kalitesine odaklanarak müşterileriyle olan ilişkileri güçlendirmeye devam ederken, giderlerini kontrol edebilen bankaların 2010 yılında da başarılı bir performans sergileyeceklerini düşünüyoruz.''

    Kredilerde büyümenin zayıf olmasında talebin de etkili olduğuna dikkati çeken Açıkalın, bir bankadan beklenmesi gereken en önemli şeylerden birinin finansal aracılık fonksiyonunu yerine getirirken kendi bünyesini ve dolayısıyla sistemin sağlığını gözetmesi, sağlıklı bir risk yönetimi yaklaşımıyla hareket etmesi olduğunu belirtti.

    Riskin yüksek olduğu durumlarda bankaların temkinli davranmalarının doğru ve beklenen bir davranış olduğunun altını çizen Açıkalın, bu gibi durumlarda kredi akışını güçlendirmenin yolunun bankaların temkinli tavrını ''aşırı'' olarak nitelemek değil, risk algılamasını hafifletecek önlemlerin hayata geçirilmesi olduğunu belirtti.

    Açıkalın, kredilerde 2009 yılının son döneminde gözlemeye başladıkları hareketlenmenin 2010 yılında kademeli bir şekilde artacağını ve yüzde 12-15 civarında bir kredi büyümesi gerçekleşeceğini düşündüklerini bildirdi.

    -''YIL SONUNA DOĞRU DOLAR DEĞER KAZANMAYA BAŞLAYABİLİR''-

    Türk bankalarının 2009 yılında gösterdiği performansın 2010 yılında dış borçlanma olanaklarını iyileştirmesinin beklenebileceğini belirten Açıkalın, ancak yine de global finansal sistemin aldığı yaranın uluslararası sermaye akımlarına olumsuz etkisinin çok kolay ortadan kalkmayacağını göz önüne almak gerektiğini ifade etti.

    Faik Açıkalın, faizlere ilişkin de ''Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin sonuna geldiğimiz genel olarak kabul gören bir düşünce. Dolayısıyla faizlerde aşağı doğru çok fazla bir marj bulunmuyor. Ekonomik aktivitedeki ısınmaya ve bunun olası enflasyonist baskılarına bağlı olarak 2010'un ikinci yarısında gecelik faizlerde bir yükseliş görebiliriz ve bu da genel faiz oranlarında bir yükselişe neden olabilir'' dedi.

    Kur beklentisine dair ise Açıkalın, paritede 1,55-1,60 aralığının yılın ilk yarısında görülmesinin ardından, yılın sonlarına doğru doların tekrar değer kazanmaya başlayabileceğini, dolar ve avronun Türk Lirası karşısındaki değerlerinin bu senaryo dahilinde belirlenebileceğini, yurt dışı piyasalarda ciddi bir satış dalgası yaşanmadığı takdirde TL'nin reel anlamda değerini koruyacağını düşündüklerini kaydetti.

    Açıkalın, IMF düzenlemesinin şart olmamasına rağmen piyasalarda beklentileri olumlu etkileyeceğine ve finansman ihtiyacını rahatlatarak büyümeye destek olacağını düşündüklerini belirtti.

    -''YAPI KREDİ, GELİRLERİNİ ARTIRMADA AVANTAJLI''-

    Yapı Kredi Murahhas Aza ve Genel Müdürü Açıkalın, bankanın hedeflerine ilişkin de global ekonomide yaşanan çalkantılara rağmen elde edilen sonuçların, krizi başarılı bir biçimde yönetmeye devam ettiklerini gösterdiğini, krizin ilk işaretlerinin alındığı günden bu yana geliştirdikleri doğru stratejilerle bir yandan bankanın performansını üst seviyelere taşırken, aynı zamanda müşterileri desteklemeye devam ettiklerini vurguladı.

    Sektör ve makro ekonomik görünüm için sahip oldukları öngörüler çerçevesinde 2010 yılına ilişkin iyimserliği koruduklarını dile getiren Açıkalın, genel olarak 2010 yılında kredi büyümesinin yüzde 12 civarında olacağını öngördüklerini, makroekonomik ortamda beklenen iyileşmeye paralel olarak Yapı Kredi'nin sektörün üzerinde büyüyerek odaklandığı ürün ve segmentlerde, özellikle KOBİ, konut kredileri, ticari krediler ve proje finansmanı alanlarında pazar payı kazanmasını hedeflediklerini bildirdi.

    Faik Açıkalın, ''Bu bağlamda önemli bir nokta, 2010 yılında faiz düşüşlerinin sonuna gelinmiş olacağından, menkul değerler portföyünün sağladığı yüksek sermaye kazançlarının da devam etmeyecek olmasıdır. Bu çerçevede, bilançosunda kredilerin ağırlığı ve buna paralel olarak gelir yapısında sürdürülebilir gelirlerin ağırlığı daha yüksek olan Yapı Kredi'nin önümüzdeki dönemde gelirlerini artırmada avantajlı bir konumda olduğunu düşünüyoruz'' dedi.

    2009 yılında geçici olarak ara verdikleri yeni şube açma programına ekonomide ve bankacılık sistemindeki büyüme beklentisiyle geçen yılın son çeyreğinde yeniden başladıklarının altını çizen Açıkalın, bu çerçevede yıl sonuna kadar 10 yeni şube açarak kaldıkları yerden devam edeceklerini, 2010 yılında da 60 şube açmayı planladıklarını bildirdi.

    ***

    HSBC Bank A.Ş. Genel Müdürü Piraye Antika, önümüzdeki dönemde bankacılıkta kar etmenin zorlaşacağını ve 2009 yılındaki yüksek karlılıkların 2010'da azalacağını belirterek, uzun vadede sıkıntının operasyonel karlılık tarafında olacağını düşündüklerini bildirdi.

    Antika, 2009 değerlendirmesi ve 2010 yılı beklentilerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada mali tarih çizgisinde çok önemli bir dönüm noktasında bulunulduğunu, yeni bir dünya düzeninin kurulduğunu, henüz bu yeni düzenin şekil ve kurallarının tam belli olmadığını ifade etti.

    Dünyanın ekseninin batıdan doğuya doğru kaydığını, küresel krizin henüz sona erdiğini düşünmediklerinin altını çizen Antika, dünya ekonomisinde çok önemli yer tutan devasa şirketlerin kamu fonlarının desteğiyle kurtarıldığını, ancak önümüzdeki dönemde kriz nedeniyle kamu harcamalarını artıran ve vergi gelirleri azalan ülkelerde ortaya çıkan yüksek kamu açıklarının ne şekilde kapatılacağının önemli bir gündem maddesi olacağını, uluslararası yatırımcıların ülkelerin kamu açıkları ile ilgili risk algılamalarının dünyadaki fon akımlarının yönünü belirleyeceğini kaydetti.

    Krizin dünya ekonomilerinde yeni bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu hale getirdiğini kaydeden Antika, ''Ekonomilerde devletçi anlayışa yöneliş olacağını öngörüyorum. Özellikle finans sektöründe meydana gelen banka iflaslarının, yasal düzenlemeleri artırma ve devletin piyasalara daha fazla müdahale etme yönünde etkileri de olacaktır'' dedi.

    Merkez bankalarının tüm dünyada bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir çapta ve koordinasyon içerisinde faiz indirimleri yaparak global ekonomik toparlanmayı teşvik etmeye çabaladıklarına dikkati çeken Antika, şu görüşleri dile getirdi:

    ''Bu politikadan çıkışın zamanlamasının ve hızının doğru bir şekilde planlanması ve uygulanması çok önemli. 'Çıkış stratejisi' olarak da tabir edilen bu konu, bugünlerde birçok ekonomist ve merkez bankasının gündemini meşgul etmeye başladı. Gevşek para politikasının gereğinden erken ve hızlı terk edilmesinin ekonomilerde yeniden bir durgunluğa yol açma riski bulunduğu gibi, gereğinden uzun sürdürülen genişleyici para politikasının da enflasyonist bir etki yaratması riski bulunuyor.''

    -''TEMKİNLİ İYİMSER BİR BAKIŞ AÇISINA SAHİBİZ''-

    Türkiye açısından 2010 yılına bakıldığında ise belirsizliklerin ve krizin ekonomideki etkilerinin bir süre daha devam etmesini beklediklerini ifade eden Antika, değişen dünya düzeninde kendi yerini belirlemeye çalışması gereken Türkiye'nin rekabet avantajı yaratabilmesi ve ekonomide başarılı olabilmesi için uzun vadeli bir vizyon geliştirmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

    Antika, ''Krizden kaynaklanan sosyal ve politik sorunları tam olarak yaşamadığımızı ve önümüzdeki dönemde risklerin azaltılacağını, bilançoların küçüleceğini ve bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılacağını öngörüyoruz'' dedi.

    HSBC olarak gelecek yıla ilişkin ''temkinli iyimser'' bir bakış açısına sahip olduklarının altını çizen Antika, 2010'da Türkiye ekonomisinin en azından baz etkisi nedeniyle mütevazı bir ekonomik büyüme oranına ulaşacağını öngördüklerini bildirdi.

    2001 krizi sonucunda Türkiye'de mali sektörün yeniden yapılandırıldığını anımsatan Antika, şöyle devam etti:

    ''Bu krizde ise reel sektörde yapılacak reformlara ihtiyacımız var. 2009 yılında düşen faizlerin etkisiyle bankalar devlet iç borçlanma senetlerinden önemli miktarda karlar elde ettiler. Ekonomik durgunluğun şirket ve hane halkı gelirleri üzerinde yarattığı olumsuzlukların etkisiyle sorunlu kredilerde meydana gelen artışlara karşın, sektör karlı olmaya devam etti. Ancak önümüzdeki dönemde bankacılıkta kar etmek zorlaşacak. 2009 yılındaki yüksek karlılıklar 2010'da azalacak.

    Uzun vadede sıkıntının operasyonel karlılık tarafında olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle ölçek ekonomisi önem kazanacak. Çünkü sektörde sermaye piyasalarından elde edilen karları hariç tutarsanız, ana iş kollarından yaratılan karlılık bir hayli düşük seviyelerde bulunuyor. Uzun dönemde bunu iyileştirmek gerekiyor. Bundan sonra faizlerin bu kadar hızlı düştüğü bir ortam daha yaşamayacağız. Dolayısıyla bankalar artık verimliliğe yönelerek sinerji yaratmak durumunda.''

    -''PROBLEMLİ KREDİLERDEKİ ARTIŞ, KREDİ POLİTİKALARINI ETKİLER''-

    Küresel krizin şirketler ve tüketiciler üzerinde yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle bankacılık sektörünün sorunlu kredi alacaklarının büyük artış gösterdiğine dikkati çeken Antika, likidite sorunu olmasa da bankaların kredi riskini akılcı yönetmek zorunda olduklarını belirtti.

    Sektörün bundan sonra risk ağırlıklı müşteri yönetimine odaklanacağına işaret eden Antika, ''Yeni kredilerde bankalar riske çok önem vermelidir. Problemli kredilerde yaşanan ciddi artışın, bundan sonraki kredi politikalarına kalıcı etkisi olacağını düşünüyorum. Bankaların kredi verirken titiz davranmalarını da bu etkenlere bağlamak gerekir'' değerlendirmesi yaptı.

    Piraye Antika, orta vadede tüketicilerin güveninin yükselmesi ve beklentilerinin düzelmesiyle tüketici kredilerinde büyüme meydana geleceğini ve kredilerde bir miktar büyüme öngördüklerini bildirdi.

    Faiz oranlarında hem enflasyon, hem risk primi, hem de artan kamu kesimi borçlanma gereği nedeniyle bir dip oluşmuş gibi göründüğünün altını çizen Antika, 2010 yılında faiz oranlarında yavaş yavaş yukarı yönlü bir hareketin olası göründüğünü ifade etti.

    IMF'ye ilişkin değerlendirmesinde ise Antika, ''Temelde üç kanaldan olumlu katkısı olur. Birincisi, Hazine'nin piyasalardan borçlanma ihtiyacını azaltarak özel sektöre daha fazla kaynak kalmasına yardımcı olur. İkincisi, küresel ekonomi ve piyasaların halen pek çok belirsizlikle dolu olduğu düşünüldüğünde, hem tüketici hem de reel sektör güvenini ve beklentilerini olumlu etkiler. Son olarak, IMF programı çerçevesinde yer almasını beklediğimiz yapısal reformlar Türkiye'nin iç tasarruf eksikliği problemini azaltmada yardımcı olarak, gelecekte büyümenin finansmanı ile ilgili endişeleri azaltır'' dedi.

    -''5 YILDA EN BÜYÜK 5 BANKA ARASINDA YER ALMAYI HEDEFLİYORUZ''-

    HSBC'nin 2010 hedefleri ve beklentilerine ilişkin ise Antika, şunları kaydetti:

    ''Biz 'dükkan açık' diyoruz. Müşterilerimiz için burada olduğumuzu söylüyoruz. Hem kurumsal, hem bireysel tarafta ölçebildiğimiz kredi risklerini almaya hazırız. Etkin risk yönetimine odaklanmaya devam edeceğiz. Biz sürdürülebilir büyüme peşindeyiz. Bu, Türkiye'de uzun vadeli iş stratejimiz... Bu hedefe hep rasyonel bir rotada yürüyeceğiz. Sürü psikolojisiyle hareket etmedik. Uzun vadeli ve kalıcı ilişkilere inanıyoruz. Sadece piyasa payına odaklı değiliz. Uzun vadede sağlıklı ve sürdürülebilir, değer katan bir karlılık peşindeyiz. Ölçek ekonomisi ve verimlilik bizim için önemli kavramlar. Müşteri segmentasyonuna çok önem veriyoruz. Müşterilerimizi doğru anlayıp onların ihtiyaçlarına uygun hizmetleri en uygun mecrada sunabilmeyi hedefliyoruz. Yeni ürün ve hizmetler tarafında 2010 yılında HSBC'yi çok sık göreceksiniz. Önümüzdeki 5 yılda Türkiye'nin en büyük 5 bankası arasında yer almak hedefindeyiz.''

    -''ASIL RİSK, BU DESTEKLERDEN VAKTİNDE ÇIKILAMAYACAK OLMASI''-

    Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş de global ekonomik krize ilişkin değerlendirmesinde, dünyada yaşanan resesyonun depresyona dönüşmediğini ve bazı ekonomilerin 2009'un ikinci çeyreğinden itibaren yeniden büyümeye başladığını belirtti.

    Ekonomilerdeki büyümenin yavaş bir şekilde devam edeceğini ve geçmişteki krizlere göre uzun süreceğini belirten Ateş, ''İkinci bir resesyon yaşanması olasılığı düşük. Çünkü otoriteler kapasite fazlaları eritilene ve potansiyel büyüme hızları yakalanana kadar desteklere devam edecekler. Enflasyon ve yeni bir balon yaratma risklerini ikinci plana atacaklar. O nedenle asıl risk, bu desteklerden vaktinde çıkılamayacak olması. Geçmişe bakıldığında da zaten bu tür uzun süreli desteklerden vaktinde çıkılamadığı görülüyor. O zaman enflasyon ve yüksek borçlanma kaynaklı iflas riskleri ortaya çıkıyor'' yorumu yaptı.

    Türk bankacılığının global ya da yerel geçmişte birçok krizlerle baş etmek zorunda kaldığı için bu krizde yaşanacakları önceden görüp gerekli tedbirleri zamanında aldığının altını çizen Ateş, ''Yine de krizin getirdiği belirsizlik ve basiretli bir kriz yönetimi, sektörün risk iştahını azaltmasını ve temkinli hareket etmesini gerektirdi. Yurt dışında gerçekten çok ciddi bir bilanço tahribatı yaşanırken, Türk bankacılığı da yurt dışında yaşanabileceklerin en kötüsünü düşünerek likiditesini güçlü tutmaya çalıştı'' dedi.

    -''2010 YILINDA DESTEK GELMEYECEK, GEVŞEMENİN SONUNA GELİNDİ''-

    Bilançoların, vade yapıları itibarıyla 2009 yılında para politikasındaki gevşemeden karlılık tarafında önemli bir destek aldığını belirten Ateş, şöyle devam etti:

    ''2010 yılında bu tür bir destek gelmeyecek. Çünkü para politikasındaki gevşemenin sonuna gelindi. Artan rekabetle birlikte faiz marjları gerileyecek. Bu durumda bankaların, karlılıklarını sürdürebilmeleri için faiz marjlarındaki düşüşü hacimlerdeki artışla telafi edecek şekilde bilançolarını büyütmeleri gerekiyor. 2010'da sektörde aktiflerin yüzde 15,8 kredilerin ise yüzde 16,3 büyüyeceğini düşünüyoruz.

    Türkiye'de GSYH'ya ya da aktiflerine oranlandığında, bankaların kredi portföyleri gelişmiş ülkelerin çok altında ve bunu risklerini kontrol altında tutacak şekilde büyütebilecek sermaye gücü de var. 2010 yılında kriz ortamının ortadan kalkması ve belirsizliğin azalmasıyla bankalar likiditelerini yavaş yavaş reel ekonomiye yönlendirecekler ve bu süreç başladı.

    Büyüme potansiyeli daha yüksek olan perakende ve küçük ticari (KOBİ) segmentler ağırlıklı olmak üzere büyümeye ve risklerini dağıtmaya devam edecekler. Perakende içinde de mortgage ve ihtiyaç kredileri daha ön planda olacak. Maliyetler kontrol altında tutulacak. 2010'un zor bir yıl olacağının açık bir şekilde görülmesi, bankaların bu yönde önlemlerini almalarını sağlayacak ve yüksek karlılıklarını sürdürebilecekler.''

    Türkiye ekonomisinin düşük enflasyon ve düşük TL faizi ile yeni bir paradigma eşiğinde olduğunu ifade eden Ateş, önemli bir ''ekonomik politika hatası yapılmazsa'' kurlardaki istikrar ve düşük faiz ortamının uzun süre devam edebileceğini, böylece ekonominin krizden daha güçlü çıkması ve her zaman dile getirilen potansiyelini harekete geçirmesinin mümkün olduğunu vurguladı.

    -''KASADA TUTULURSA DOĞRULUĞU TARTIŞILABİLİR''-

    Hakan Ateş, IMF ile ilgili olarak da ''IMF ile bir anlaşma belli şartlar çerçevesinde gerçekleşirse ekonomiye elbette faydalı olur. Bu kaynak, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ekonominin yararına ve rekabet avantajımız olan sektörlerimize destek vermek için kullanılabilmeli. Kaynağı kasada tutarak sadece güven yaratmaya dayalı bir anlaşmanın yararı ve bunun için gereksiz kısıtlamaların altına girmenin doğruluğu tartışılabilir. Geleceğe yönelik daha radikal mali önlemler içermesinin daha doğru olacağını düşünsek de orta vadeli planda Türkiye için geleceğe yönelik önemli bir çıpadır'' yorumunu yaptı.

    -''SEKTÖR ÜZERİNDE BÜYÜMEYİ HEDEFLİYORUZ''-

    Hızlı ama kontrollü büyüme felsefelerini 2010 yılında da devam ettireceklerini vurgulayan Ateş, aktif ve kredilerde önümüzdeki yıl sektörün üzerinde büyümeyi hedeflediklerini, bu doğrultuda 2010 yılında da şube yatırımlarına devam ederek en az 50 yeni şube açmayı planladıklarını bildirdi.

    Ateş, ''2011 yılına gelindiğinde Denizbank Türkiye'deki bütün illerde aktif olarak faaliyet gösterebilir olacak. Büyüme politikamız doğrultusunda istihdamımız da artacak. Bu doğrultuda 2010 yılında da yaklaşık 850 kişilik bir istihdam artışı hedefliyoruz'' dedi.

    Hissedarları Dexia'nın dünyada söz sahibi olduğu kamu finansmanında da sektöre önderlik yaparak önemli bir büyüme öngördüklerinin altını çizen Ateş, bunların yanı sıra perakende bankacılık tarafında da önemli atılımlar yapacaklarını kaydetti.

    Kaynak : Zaman 04.01.2010


    Hisse senetleri ile ilgili sorularınızı hisse senedinin kendi konusunda sorunuz. Bir gün içinde cevaplayalım!
    Borsa Yatırımcısının Dikkatine (IMKB, VOB ve Forex Yatırımları İçin Önemli Öğütler) ve VOB Dersleri
    Konuları ile Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz.
    04.01.2010 15:37:06
    Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
    Cevapla  Konu Gönder 

    Bu Konuyu Görüntüleyenler
     1 Misafir

    Benzeyen Konular
    Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
      2010'da Sürü Psikolojisinin Dışına Çıkmakta Fayda Var (Selim Işıklar) ToKoBa 0 635 04.01.2010 15:20:40
    Son Mesaj: ToKoBa
      Borsalardaki Ralli 2010'da Da Sürecek Mi? ToKoBa 0 394 04.01.2010 15:09:13
    Son Mesaj: ToKoBa
      Borsalar 2009 Yılında Toparlandı, 2010'da Bizi Ne Bekliyor? (Selim Işıklar) ToKoBa 0 695 29.12.2009 4:13:49
    Son Mesaj: ToKoBa

    Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle | Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder | Bu Konuyu Favorilerime Ekle
    Bu Konuya Üye Ol
    Forumlar Arası Geçişi

    Yasal Uyarı : Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Finans Ekibi Abonelik Sözleşmesi ve Kurallarını mutlaka okuyunuz
    Toplist
    Elektronik ortamdaki farklı kaynaklarda yer alan sermaye piyasası araçlarına ilişkin yorum ve tavsiyelere dayanarak işlem gerçekleştiren yatırım-
    cıların mağduriyetlerinin baştan engellenmesi için yatırımcıların; (1) Sanal ortamda yer alan bilgi, yorum, görüş ve önerilere dayanarak işlem yapmaktan kaçınmaları, (2) Kendisini yatırım uzmanı olarak göstermeye çalışan yetkisiz şahıs, şirket, internet sitesi ya da forumlar tarafından yapılan yorum, tavsiye ve iddialara inanmamaları, (3) Zarara uğramamak için gerekli basiret, dikkat ve özeni göstermeleri, sanal ortamdaki dedi-
    kodu ve yorumlara güvenerek işlem yapmaları durumunda uğradıkları zararı tazmin etmeleri imkânının bulunmadığını bilmeleri, (4) Yatırım tavsiye-
    lerini sadece yatırım danışmanlığı yetki belgesine sahip olan kurumlardan almaları, (5) Yatırım kararlarını yatırım danışmanlığı yetki belgesine sahip aracı kuruluşlar veya diğer piyasa profesyonelleri tarafından yapılmış analiz ve araştırmaları değerlendirerek vermeleri, gerekmektedir. SPK
    Norton Güvenli Site
    İyi Siteler Dizini - Yatırım Borsa